Kavanoz dipli dünyanın meşin yuvarlağı…

Sevgili dostlar,

Her hafta sonu, dünya genelinde yaklaşık 3.5 – 4 milyar insan ekran başına geçiyor. Bu sayı, dünya nüfusunun neredeyse yarısı. Bu insanlar, toplamda haftada 7-8 saatlerini bu ritüele ayırıyor. Küresel olarak haftada yaklaşık 25 milyar saatlik bir “dikkat bütçesi”nden bahsediyoruz. Peki bu bütçenin sahibi kim? Ve karşılığında halka ne veriliyor?

2025 yılı itibarıyla küresel spor endüstrisinin toplam geliri 507.69 milyar dolar. Futbol, bu pastanın en büyük dilimini oluşturuyor. Bu rakam, dünyanın birçok ülke ekonomisinden daha büyük bir büyüklüğe işaret ediyor. Futbol, görünürde bir spor olsa da arkasında devasa bir ekonomik ekosistem yatar. Bu ekosistemin asıl kazananları bellidir: Kulüp sahipleri, menajerler, medya patronları ve bahis şirketleri. Peki ya halk? Halk, bu sistemin hem en büyük kaynağı hem de en büyük kaybedenidir.

Futbol sektöründe Messi, Ronaldo, Mbappe gibi yıldızlar yılda 100-200 milyon Euro kazanıyor. Cristiano Ronaldo’nun Al-Nassr’daki yıllık kazancı 200 milyon Euro’yu buluyor. Diğer taraftan binlerce futbolcu açlık sınırında yaşıyor. Türkiye 3. Lig’de oynayan bir futbolcunun aylık maaşı 8.500 TL civarında. Bu, asgari ücretin bile altında. Avrupa’nın düşük liglerinde durum daha vahim; zavallı gençler, bir gün ünlü olup zengin olacağım diye karın tokluğuna top koşturuyor.

Nijeryalı genç bir yetenek, Avrupa’da şansını denemek için menajere 5.000 Euro veriyor. Deneme maçını kazanamazsa parasını kaybedip ülkesine dönüyor. Kazanırsa 3. Lig’de ayda 1.500 Euro’ya başlıyor. Bu paranın yarısı konaklama ve yemeğe gidiyor. Arjantin’de binlerce genç, “yeni Messi” olma hayaliyle bedava veya yemek karşılığı antrenman yapıyor. Kulüpler bu çocukları sömürüyor. Çünkü binlerce adaydan biri tutarsa kulüp onu 10-20 milyon Euro’ya satıyor ama geri kalan 999 çocuk hiçbir şey kazanamadan futbolu bırakıyor.

Dünya genelinde profesyonel futbolcu sayısı yaklaşık 400.000. Bunların sadece yüzde 1’i (yaklaşık 4.000 oyuncu) yüksek maaş alıyor. Geri kalan yüzde 99, ortalama bir işçi maaşıyla veya daha azıyla geçiniyor. Halk, sadece yüzde 1’lik dilimi görüyor ve “futbol zengin eder” yanılgısıyla çocuklarını bu yola itiyor.

Zaman ve Dikkat Hırsızlığı

Futbol, halkın en değerli kaynağını çalar: Zaman ve dikkat. Bir taraftar, haftada ortalama 7-8 saatini futbola ayırıyor. Bu süre yılda yaklaşık 400-450 saat eder. Bu, ortalama bir insanın yıllık çalışma süresinin yüzde 10-15’ine denk gelir. Diyelim ki 25 yaşındasınız ve 60 yaşına kadar futbol izleyeceksiniz. Bu, 35 yıl boyunca yılda 400 saat demek. Toplamda 14.000 saat! Malcolm Gladwell’in “Outliers” kitabında belirttiği gibi, bir konuda uzmanlaşmak için 10.000 saat yeterlidir. Siz, futbol izleyerek iki kez uzman olabilecekken bir topun peşinde koşan 22 adamı izliyorsunuz.

Kumar ve Bahis Çılgınlığı

Futbolun en karanlık yüzlerinden biri de bahis. Türkiye’de yıllık yasa dışı bahis cirosunun 50-100 milyar TL olduğu tahmin ediliyor. Bu paranın büyük kısmı, düşük gelirli bireyler tarafından harcanıyor. Bahis, “bir maçla hayatını değiştirme” hayali satıyor. Ama gerçekte bu paranın sadece yüzde 5-10’u ödül olarak dağıtılıyor. Geri kalanı bahis şirketlerine kalıyor. Bu adamlar milleti keriz yerine koyup fakiri fukarayı soyuyor.

Toplumsal Bölünme

Futbol, insanları birleştirmek yerine böler. Türkiye’de Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti yıllardır toplumsal bir kırılma noktası. Sadece farklı takım tuttukları için arkadaşlıklar bitmiş, aileler bölünmüş, sokaklarda kavgalar yaşanmıştır. Arjantin’de Boca Juniors-River Plate rekabeti, tarihsel olarak işçi sınıfı ile üst sınıf arasındaki çatışmayı yansıtır. Halk, aslında kendi ekonomik sıkıntılarıyla uğraşmak yerine bu suni rekabete odaklanır.

Gündem Belirleme Gücü

Futbol, modern dünyanın en etkili dikkat mıknatıslarından biridir. Sizi hayatınızın gerçek sorunlarından uzaklaştırmak için tasarlanmıştır. Türkiye’de bir maç sonucu, cumhurbaşkanlığı açıklamasından daha fazla tartışılır. 2023 seçimleri öncesinde ekonomi haberleri yerine “Fenerbahçe’nin şampiyonluk yürüyüşü” veya “Galatasaray’ın transfer listesi” haberleri gündemi işgal etti. Televizyon haber bültenlerinde futbola ayrılan süre, eğitim, sağlık ve teknoloji haberlerine ayrılan sürenin toplamından daha fazladır. İstanbul Üniversitesi’nin 2022 araştırmasına göre ana haber bültenlerinin yüzde 22’si spora, bunun yüzde 85’i ise futbola ayrılıyor. Oysa eğitim haberlerine ayrılan oran yüzde 3, sağlığa yüzde 5, teknolojiye yüzde 2.

Sonuç: Oyunun dışına çıkalım, oyuna gelmeyelim.

Sevgili dostlar, biz bu sistemin kahramanı değiliz. Biz bu sistemin sağılır inekleriyiz. Biz sadece izleyicileriz. Bu sistemin bize verdiği sözler, şampiyonluk, gurur, sevinç; sadece bizi oyalamak için kullanılan araçlardır. Kendimize şu soruyu soralım: Hayatımızdan futbolla geçen o saatleri çıkardığımızda geriye ne kalıyor? İşte, biz o boşluğu doldurmakla sorumluyuz. Ve o boşluğu daha adil, daha üretken ve daha anlamlı bir hayatla doldurabiliriz. Yeni bir dil öğrenebilir, bir enstrüman çalmayı öğrenebilir, bir kitap okuyabilir, bir online kursa katılabiliriz.

Unutmayalım, bu sistemin en büyük silahı dikkatimizi dağıtmaktır. Dikkatimizi yeniden kazanmanın tam zamanı. En büyük devrim, kendi zihnimizde başlar. Daha az futbollu günlere merhaba.
Kalin Saglicakla,

Yavuz ORTA, MÜSİAD USA Başkanı

Kaynak: https://www.habername.com/yazi-kavanoz-dipli-dunyanin-mesin-yuvarlagi-15545.htm

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *